| <<geri 1 2 3 [4] 5 6 ileri>> | |
Fatih Niye Üstün? |
06:21 06-04-2007 |
|
Napolyon, S. Helen adasında sürgün bulunduğu sırada `Fatih mi yoksa siz mi büyüksünüz? sorusunu soranlara şöyle cevap vermişti: Büyüklükte ben onun çırağı bile olamam. Çünkü ben, kılıçla zaptettiğim yerleri henüz hayattayken geri vermiş bir bedbahtım. O ise; fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına ermiş bir bahtiyardır. |
|
Domuz Eti |
06:21 06-04-2007 |
|
Tarihimizde "Kafkas kartalı" diye geçmiş bulunan İmam Şamil yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır.Üstat Şeyh Celaleddin Efendinin dizi dibinde Tarik-ı Nakşibendiyyenin âb-ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle menaviyatın zirvesine yükselirken, sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır. Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir. Ruslara esir düştüğünde; Yemek esnasında, İmam Şamil`in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören Çar`ın: "Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum" demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı: "Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben Elhamdülillah müslümanım ve domuz eti yemem haramdır." |
|
Ders Alabilmek |
06:21 06-04-2007 |
|
Lokman Hekim`e: - "Bilgeliğini kimlerden aldın?" diye sorduklarında: - Körlerden, cevabını vermiş. Çünkü onlar, yoklamadan adım atmazlar. |
|
Derdin Devasızı... |
06:21 06-04-2007 |
|
İbn-i Sinâ ya: - Dünyada devâsı olmayan bir dert var mıdır? diye sorduklarında: - Derdin devâsızı, iyinin kötüye muhtaç olmasıdır, cevabını vermiş. |
|
Çanakkale İçinde |
06:21 06-04-2007 |
|
İngiliz garson, Türk müşteriye: -Çanakkalede çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, Bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış: -Orada ne işiniz vardı? |
|
Caize |
06:21 06-04-2007 |
|
Şair Ebu Dellame ile Halife Mehdi arasında şöyle bir vakıa geçmiştir: Ebu Dellame, Abbasi hükümdarlarına bir kaside takdim eder. Halife kasideyi pek beğenir: - Sana bu kasiden için ne caize vereyim? - Efendimiz bendeniz bir av köpeği isterim. - Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu? - Efendim kulunuz böyle istiyor. Halife Mehdi işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez: - Peki, istediğin gibi sana bir av köpeği versinler. - Fakat Efendim bendeniz ava ne ile gideceğim? - Hakkın var bir de at versinler. - Ata nasıl bineceğim? - Doğru, güzel bir eğer takımı da versinler. - Efendimiz ata kim bakacak? - Haklısın, bir de köle versinler. - Ama Efendim ben atı nerede barındıracağım? - Bir de ahır versinler. - Köleyi nerede yatırayım? - Bir ev versinler. - Bu kadar halkı ne ile doyuracağım? - Bin altın da haçlık versinler. - Efendim... Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş: Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir katip istersen köpeği geri alırım ha!.. |
|
Böyle Korunur |
06:21 06-04-2007 |
|
Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder. Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak: -Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, âferin! |
|