| <<geri [1] 2 3 4 5 6 7 ...ileri>> | |
Benim Düğünüm Gibi Bir Düğün Şimdiye Kadar Yapılma |
06:21 06-04-2007 |
|
Padişah Kanuni Sultan Süleyman'ın kızkardeşi Hati¬ce Sultan ile Sadrazam İbrahim Paşa'nın parlak düğün¬lerinden altı sene sonra şehzadelere sünnet düğünü ya¬pılmıştı. Padişah, sadrazama hangi düğünün daha par¬lak olduğunu sorunca Sadrazam şöyle cevap vermişti: "Sultanım, benim düğünüm gibi bir düğün şimdiye kadar yapılmamıştır ve yapılmayacaktır." Padişah: "Bu nasıl olur" diye sadrazama sormuş. Sadrazam da: "Çünkü hünkarım, sizin düğününüzde benim gibi bir vezir, benim düğünümde ise sizin gibi bir Sultan bulun¬muştur da ondan ... " cevabını vermiş |
|
Benimle Padişahımın Arasına Kimse Giremez |
06:21 06-04-2007 |
|
Sultan Dördüncü Murat Han'ın sadrazamlarından Kemankeş Kara Mustafa Paşa, yazılarını padişaha doğ¬rudan yazarmış ve hiç kimseye itimat etmezmiş. Padişa¬hın musahibi Silahtar Mustafa Paşa, sadrazamın kendi¬sini adam yerine koymayarak yazılarını kendisine gön¬dermediğinden şikayet etmiş ve bunun üzerine padişah sadrazama, yazılarını musahibe de yazmasını emretmiş. Sadrazam bu emre şu cevabı vermiş: "Padişahım, önce bu kuluna bildir; Silahtar kulunun senin saltanatında ortaklığı var mıdır, yok mudur? Eğer varsa emir padişahımın, her emri ona da yazmak lazım gelir. Yok ise padişahım yalnız sizi padişah bilirim, an¬cak size yazarım. Böyle olunca benimle padişahımın arasına kimse giremez." Bunun üzerine padişah emrini geri almış. |
|
Hep Bir Ağızdan Konuşmayın |
06:21 06-04-2007 |
|
Sultan Dördüncü Murad Han'ın, Bağdat seferi sıra¬sında kurduğu divanda müzakereler devam ediyordu. Herkes düşüncesini söylemekte iken bu sırada dışarıda ahırların birindeki eşekler de anırmaya başlamış. Bunun üzerine padişah şöyle demiş: "Hep bir ağızdan konuşmayın, zira dışarıda zırlayan¬la içeride dırlayanı fark edemiyoruz." |
|
Üçünüzü de Öldürsün de Bizi Kurtarsın |
06:21 06-04-2007 |
|
Sultan Ahmed Hanım imamı ve hocası Mustafa Efendi'nin "Hocazade" namıyla maruf oğlu Mesut Efen¬di ilmiye sınıfına girdiği sıralarda rütbesinin yükseltilme¬si için kardeşiyle beraber Şeyhülislamı rahatsız eder ve saray adamlarına da devamlı surette şefaat ettirirdi. Bunların baskılarına tahammülü tükenen Şeyhülis¬lam Yahya Efendi bızar olduğundan: "Allah hoca efendiye rahmet eylesin ki bu çelebileri okutmamış. Bu halleriyle bizi aciz bıraktılar. Ya tahsil etselerdi bunlara kim cevap verirdi?" dedi. Hocazade Mesut Efendi bir aralık kendisinden büyük bir rütbeye nail olunca haset eden kardeşi Ali Efendi, bi¬raderini öldüreceğini annesine söyler. Kadın bu sözden ürkerek Şeyhülislam Yahya Efendiye müracaatla: "Aman efendim, Ali'ye de biraderine verilen rütbe¬den ihsan buyurun, Mesut'u öldürecek!" der. Yahya Efendi birkaç kere: "Korkma, öldürmez." derse de hanımı kandıramaz. Söz uzayınca: "Ah, kadın, nasıl öldürebilir? Öldürürse onu da öldürürler. Onlar ölünce sen de kederinden ölürsün. Fakat hanginiz o kadar şanslı, üçünüz de ölün de, biz elinizden kurtulalım! |
|
Siz Henüz Kutunun Zarfını Açtınız |
06:21 06-04-2007 |
|
Estergon kalesi ile alakalı anlaşma müzakeresi için Osmanlı ve Nemçe (Avusturya) elçileri bir Macar gene¬ralinin mezarı yanında buluşmuşlardı. Avusturya murah¬haslarından Palffi, teşbihlerle konuşmayı bir adamdı. Türk elçilerinden tarihçi Peçevı İbrahim Efendi de hazırcevaptı. Palfibir aralık: "Biz, Müslümanları bizden öncekilerin açmaya cüret edemedikleri bir kutuya benzetiriz. Onlar: "Bunun içinde ne vardır?" diyenlere "bu içi dopdolu yılan, çıyan, akreptir. Eğer bu kutu açılırsa bunlar mem¬leketimize yayılır, halkı sokar ve öldürürler" cevabını ve¬rirlerdi. Hepsi biribirinden işiterek buna inanmışlardı. Bu kutu açılmasın, alem benim zamanımda harap olma¬sın, diye her imparatorumuz bir kilit daha vururdu. Şim¬di lazım oldu, kutuyu açtık. Meğer bomboşmuş. Yazık o itikatIa geçen ömrümüze! Peçevı İbrahim Efendi de ona sordu: "Ya şimdi o görüşte misiniz ki sizden öncekiler bu¬nu bilmemişler ve hata etmişler!" Palfi: "Evet" cevabını verince İbrahim Efendi: "Sizden öncekiler yanılmamışlar, yanılan sizlersiniz. Zira siz henüz kutunun üzerindeki zarfı açtınız. Kutunun kapağını açmadınız. Bundan sonra açılırsa o korkunç mahlukun zararını görürsünüz!" cevabını verdi. Ve çok geçmeden Osmanlı ordusu Eğri zaferini kazandı. |
|