<<geri 1 2 [3] 4 5 6 7 ...ileri>> 

Viyana'ya Soralım

06:21 06-04-2007

Sinan Paşa, Avusturya'nın, vergilerini geç ödemesine kızar. Elçiyi çağırıp sebebini sorunca, elçi: "Viyana'ya soralım." der.

Bunun üzerine, kızan Sinan Paşa:
"Sizin gibi adi bir yazıcıyı elçi yapmak iktidarını Viyana kralına kim vermiştir?" diye gürler.
Ama elçi de kızmış ve her şeyi göze alarak şöyle demiştir:
"Padişah senin gibi bir domuzu vezir yaptığına gö¬re, beni niçin elçi yapmasınlar?"
Sinan paşa gülümseyerek:
"Vay kafir! Benim verdiğim parayı, o cinsten akçe ile ödedin" diye durumu kurtarmıştır.

Gelin Alayı

06:21 06-04-2007

Kanunı'den sonra yerine geçen II. Selim (Sarı Selim) ilk defa, ordunun başında sefere gitme adetini bozmuş ve eğlenceye başlamıştı. Böylece her alandaki bozul¬manın temelini de atmış oluyordu. Zira mükemmel olan ilk on Osmanlı padişahından sonra, Sarı Selim'in çapı çoook çok düşüktü.

İran Şahı, Sarı Selim'in padişahlığını tebrik etmek üzere Edirne'ye Şah Kulu adında bir elçi gönderir. Padişahın emriyle Şemsi Paşa da tertipli ve güzel gi¬yinmiş küçük bir ordu ile, hediye kervanını uzak me¬safeden karşılamaya çıkmıştı. Şah Kulu, Osmanlı aske¬rindeki bu gösterişini çekememiş ve alaylı bir şekilde
"Uzaktan askerinizi gelin alayına benzettim." deyin¬ce, Şemsi Paşa derhal elçinin ağzının payını şu sözleriy¬le vermiştir:
"Evet haklısınız. Çaldıran'da da gelin almaya gelen bu askerdi."
Bilindiği üzere, 1514 Çaldıran Savaşı'nda Şah İsma¬il'in tacı, tahtı ve hazinesiyle birlikte hanımı da ele ge¬çirilmiş ve İstanbul'a getirtilerek Tacızade Cafer Çele¬bi'yle evlendirilmişti.

505 Kuruş

06:21 06-04-2007

Çengeloğlu Tahir Paşa, cesur vatan evlatlarındandı. Gençliğinde korsanlık etmiş, sonra donanmaya katılmıştı. Mesleğinde süratle ilerleyen Tahir Paşa, bir süre sonra Kaptan Paşa oldu. Akdeniz’deki adalardan bir kısmının idaresi ona verildi. Paşa, adaların birindeki bir konsolostan memnun değildi. Onu uzaklaştırmak için nazikane telkinlerde bulundu. Adam oralı olmayınca, hiddetlendi, bir gün konsolosa:

- Beni, 505 kuruştan çıkaracaksın, dedi. 500 kuruşa bir köle alıp seni öldürtecek, 5 kuruşluk iple de herifi astıracağım.
Ertesi gün konsolos adayı terk etti.

Gece yarısı doğurmasın

06:21 06-04-2007

Mora isyanı sırasında İstanbul’un bozulan asayişini düzeltmek maksadıyla maruf Çengeloğlu Tahir Paşa İstanbul inzibatına baş tayin edildi. Paşa, pek ziyade şiddet gösteriyor, fakat, İstanbul’da o zamana kadar görülmemiş bir huzur temin ediyordu. Bir gece emir hilafına sokağa çıkan bir adam yakalandı, ertesi günü huzuruna çıkarıldı. Paşa sordu:

- Sen geceleri sokağa çıkmanın yasak olduğunu bilmiyor musun?
- Paşam biliyorum biliyorum ama, bizim hanım doğuracaktı da ebe aramaya çıktım.
- Hadi bu sefer affediyorum. Fakat karına söyle bir daha gece yarısı doğurmaya kalkmasın.

Herkes yediğinden ikram eder

06:21 06-04-2007

Yavuz Sultan Selim han zamanında, İran şahı kıymetli mücevherlerle süslü bir sandık hediye gönderiyor. Sandık açılıyor. İçinden çeşit çeşit değerli taşlar, kıymetli atlas, kadife kumaşlar çıkıyor. Fakat bir de pis bir koku yayılıyor. Dehşet bir koku, herkes burnunu tıkıyor. Neyse en alttaki bohçadan insan pisliği çıkıyooooor..

Yani Osmanlıya acayip bir hakaret! Cihan padişahı emir veriyor, herkes düşünsün, buna ince bir şekilde cevap vermemiz gerekir. Ve cihan padişahı yine çözümü kendisi buluyor.Aynı şekilde değerli mücevher ve kumaşlarla süslü bir sandık hazırlatıyor. İçine o zamanın imal edilen gül kokulu en nadide lokumlardan bir kutu hazırlatıyor, en altına da küçük bir pusula ve bir satır yazı gönderiyor.
Şah sandığı açıyor. Açtıkça güzel bir koku ve en altta bir kutu lokum. Anlam veremiyorlar tabii. Bizim elçi yiyor önce, sonra oradakilere ikram ediyor. Kutunun içindeki pusulayı Şah okuyor:
"Herkes yediğinden ikram eder!!!"