| <<geri 1 2 3 [4] 5 6 7 ...ileri>> | |
İki Haklı Olursa |
06:21 06-04-2007 |
|
Bir kadıya sormuşlar: - Davayı nasıl hallederesiniz? - Haklıyı haklı, haksızı haksız çıkararak, demiş. - Ya ikisi de haklı olursa ne yaparsınız? Kadı bu soruya şu cevabı vermiş: - Vallah,, ben bunca yıldır kadılık ederim, daha iki haklının mahkeme kapısından içeri girdiğini görmedim. |
|
Emniyetli Bir Kimsesin |
06:21 06-04-2007 |
|
Koca Ragıp Paşa, bir gün ansızın, yaptırdığı kütüphaneye gitti. Etrsfı ve kitapları toz toprak içinde görünce kütüphane memurunu çağırdı ve ona: Aferin Hâfız-ı Kütüb! Doğrusu pek emniyetli bir kimsesin. Sana teslim edilen eşyaya hiç el sürmüyorsun , dedi. |
|
Senin Karlarını Uludağ'a Toplattım |
06:21 06-04-2007 |
|
Ahmed Vefik Paşa vali olduğu sırada Bursa'da çok ağır bir kış olmuş ve her taraf karla dolmuş. Vali o zamanlar fermanlı olarak Uludağ'ın karlarını toplayıp satmak hakkına sahip olan buzcubaşıya emir salmış: - Çabuk şehirden karları toplat, demiş. Buzcubaşı ise: - Pekela, sabah olsun toplarım, cevabını vermiş. Fakat o gece bir lodos esmiş ve bütün karları eritmiş. Ertesi sabah buzcubaşı valiye gitmiş ve: - Vali paşamız, hani benim karlarım? Onları sizden isterim, çünkü toplatmasaydım bana ceza verecektiniz. Şimdi zararımı ödeyin, ben onları toplatıp kuyulara dolduracaktım, yarın da satıp para kazanacaktım, demiş. Ahmed Vefik Paşa'da ona: - Senin karlarını Uludağ'a toplattım. Git oradan al, demiş. |
|
Geri kalanları da say, vereyim! |
06:21 06-04-2007 |
|
Bir gün birisi, Fatih Sultan Mehmed Han'ın yoluna çıkıp: -Yüz yirmi dört bin peygamberin her birinin hakkı için bana bir akçe ihsan eyle, demiş. Sultan: - Yüz yirmi dört bin peygamberi, bana birer birer say, her biri için değil birer, onar akçe vereyim, diye cevap vermiş. Bu kişi, ancak on beş kadar peygember ismi sayabildi. Sultan kendisine, bunların her biri için onar akçe verdi ve: -Geri kalanları da say, onlar için de vereyim, demiş. |
|
Ellisinide Ona Vurun |
06:21 06-04-2007 |
|
Sultan Üçüncü Murad Han'ın müsahiplerinden biri huzurdan ayrılırken bahşiş verileceği sırada padişaha şöyle der: "Padişahım, bu gün altın istemem. Onun yerine ba¬na yüz değnek vurulsun." Padişah yüz değnek vurulmasını emretmiş. Dayağın elli sopası vurulunca müsahip şöyle demiş: . "Durun, bir ortağım var, ellisini de ona vurun." Padişah ortağın kim olduğunu sorar: "Her gün beni davet eden Bostancı, seni ben çağır¬dım diyerek verilen bahşişin yarısını elimden alıyor. Bu¬gün bana vurulan sopaların yarısı onun olsun. Padişah bu sözden çok hoşlanmış ve geri kalan elli sopayı da Bostancı'ya vurdurmuş. |
|