Tarihçe

Trabzon isminin eski "Trapezus" kelimesinden gelme olasılığı fazladır. Daha önce burada yapılmış olan bir kalenin masaya benzemesi ve koloni kurmak üzere buraya ilk gelen madencilerin buldukları masa şeklindeki taşlar nedeniyle "masa" anlamındaki "trapeza" adı, zamanla "Trapezus", "Trapezunda" isimleriyle "Trabzon"a dönüşmüştür.


Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar Trabzon ve çevresindeki ilk yerleşimlerin M.Ö. 7000 yıllarına kadar uzandığını göstermektedir. Tarihçi Charles Texier'e göre ise, M.Ö. 2000 yıllarında Orta Asya'dan göç eden bazı


Turani kavimler Kafkasların güneyinden Karadeniz sahiline inerek, sahil boyunca uygarlıklar bırakarak ilerlemiş ve bu bölgeye yerleşmişlerdir.

Amasyalı tarihçi Strabon ise M.Ö. 1200 yıllarında Troia'da yapılan savaşlara "Halys nehrinin uzaklarındaki gümüşün doğduğu memleket" diye bahsettiği Trabzon ve çevresinden asker gönderildiğini anlatmaktadır.


M.Ö. 855'de Sinop'a yerleşmiş olan Miletoslu göçmenler M.Ö. 756'da yöreye gelmişler ve yerli halk tarafından hiç bir zorluk gösterilmeden dostça karşılanarak, bir koloni şehir kurmuşlardır. Bu nedenle koloniciler bölgeye "dost-misafirperver-mutluluk veren deniz" anlamlarına gelen "Euksenios Pontos" adını vermişlerdir.



Bu tarihten itibaren Sinop'tan gelen Miletoslu krallar tarafından yönetilen Trabzon, Asya'ya açılan bir kapı ve Asya'nın denize çıkış noktası olması itibariyle kısa sürede gelişerek, önemli bir ticaret merkezi olmuştur ve kendi parasını basmıştır.


Pers kralı Kyros'un kardeşi (Artakserksesie)'ne karşı savaşa giden ve onbinlerce paralı askerden oluşan Grek orduları M.Ö. 400 yıllarında Kunaksa savaşında yenilince Trabzon'a 8600 kişi olarak dönmüşler ve "Onbinlerin Ricatı" olarak bilinen bu olayla Trabzon ismi ilk kez tarih sahnesine çıkmıştır.



Askerlerle birlikte Trabzon'a gelen filozof Xenophon, "Anabasis" adlı eserinde, yerli halk tarafından çok iyi karşılandıklarını, pek çok ikramların yapıldığını, hayatta kaldıkları için tanrılarına kurbanlar kestiklerini, Trabzon'un bir saatlik doğusunda bir yerde yerli halkın da katıldığı oyunlar ve yarışlar düzenlediklerini anlatmaktadır.


M.Ö. 280 yılında Trabzon, merkezi Amasya'da olan yerli kralık Pontos Devleti'nin sınırları içinde kalmıştır. M.Ö. 50 yıllarında halk arasındaki bazı anlaşmazlık ve kargaşalıklar sonucu Kral Inonyon'un Romalıları yardıma çağırması, Trabzon'da gözü olan Romalıların burayı almalarına fırsat vermiştir. Bu tarihten itibaren şehir Romalıların olmuştur.

Romalılar döneminde de imtiyazlı bir şehir olan Trabzon, Romalıların özellikle İmparator Hadrian'ın desteğiyle kısa sürede imar edilmiş; liman mendirek, hipodrom, tiyatro, içkale, su kemerleri yapılmıştır. M.S. 300 yıllarına kadar putperest olan şehir, Kudüs'ten gelen Apostole Andirea'nın faaliyetleri ve 312 yılında kalkan Roma baskısı nedeniyle kısa sürede hıristiyanlık merkezi haline gelmiştir.


395 yılında Roma İmparatorluğu parçalanmış ve Trabzon merkezi İstanbul'da bulunan Doğu Roma İmparatorluğuna bağlı kalmış ve böylece Bizans dönemi başlamıştır. 1204 yılında Latinlerin İstanbul'u işgalinden kaçan Kommenos Ailesi, Trabzon'a gelerek, Alexios'un (1204-1222) krallığında, Trabzon Komnenos Devleti'ni kurmuşlardır.


Alexios'un sağlığında Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat ile aralarında dostluk ve yardımlaşma anlaşması olmasına rağmen, Alexios'un yerine geçen damadı Andronikos (1222-1235), bu anlaşmayı tanımayarak Sinop'a saldırınca, Alaeddin Keykubat ordusuyla Trabzon'u kuşatmıştır. Şehir tam düşmek üzereyken kopan şiddetli fırtına ve olumsuz hava şartlarının sürmesi, şehrin alınmasını engellemiştir.


Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıt'ın 1398'de Samsun'u alarak devletin sınırlarını Trabzon'a kadara genişletmesinden sonra Trabzon Devleti, varlığını ancak Osmanlılara vergi ödeyerek devam ettirebildi.


1453 yılında İstanbul'u feth eden ünlü Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan ile Trabzon Devleti arasındaki Osmanlı aleyhindeki işbirliğine son vermek için, 1461 yılında bir sefer düzenleyerek, Trabzon'u Osmanlı topraklarına kattı.



Fetihten sonra önemli bir şehir olma özelliğini koruyan Trabzon, önce sancak ve eyalet olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından yönetilmiştir. Bu şehzadelerin en önemlilerinden birisi de Yavuz Sultan Selim'dir. Trabzon'da valilik yaptığı dönemde İran üzerine düzenlediği seferlerle adından sık sık söz ettiren, askerleriyle omuz omuza savaşan şehzade, "Yavuz" adıyla anılmaya Trabzon'daki şehzadeliği döneminde başlamıştır.



Yine Osmanlı tahtında 46 yıl hükümdar olmuş ve tüm dünyanın "Muhteşem Süleyman" diye tanıdığı Kanuni Sultan Süleyman, 1495 yılında Trabzon'da doğmuş ve 15 yıl Trabzon'da kalmıştır.


Osmanlı döneminde her zaman destek ve itibar gören Trabzon'da her din ve milletten insan rahat etmiştir. I. Dünya Savaşı sırasında ise Ruslar tarafından işgal edilmiş (14 Nisan 1916) ve 14 Şubat 1918'de imzalanan Barest-Litovsk anlaşması ile işgalden kurtulmuştur.


Kurtuluş Savaşı yıllarında kışkırtılan Rum çetelerinin saldırılarına uğramış, fakat milli mücadelenin önemli merkezlerinden birisi de olmuştur. Kurtuluş savaşı


sonrası 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir ili olmuştur.

Karadenizname adlı eserden alınmıştır.