Tarihçe
1950'li yıllardan sonra denize dolgu yapılarak elde edilen düz alan sayılmazsa, Rize'nin bugün dahi dağların yamacına yayılmış yerleşimiyle, yüzyıllarca önce kendisine verilen "dağ eteği", "dağ yamacı" anlamına gelen "Rhiza" adını sergilediği görülür.
Pontos Krallığı döneminde "Sannika", Roma İmparatorluğu döneminde "Pontos Polemoniacus", Bizans İmparatoru I. Justinionus zamanında "Rihisos", bir dönem "İrizyon", Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet'in ilk yıllarında "Lazistan" olarak anılmışsa da, bugünkü adının "Rhiza" (dağ eteği) veya Osmanlıca "kırıntı, döküntü" anlamına gelen "Riza"dan gelmesi daha muhtemeldir.
Tarihi süreç içinde çok önemli olayların yaşanmadığı Rize'nin yazılı tarihi, MÖ 855'de Sinop'a yerleşen ve MÖ756 yıllarında Karadeniz'in doğusuna gelen Miletli kolonicilerle başlar. Rize'deki kolonici yerleşimleri ise MÖ 670 yıllarına kadar uzanmıştır.
MÖ 50 yıllarında Roma İmparatorluğu hakimiyetine giren Rize, MS 395'de bu imparatorluğun parçalanmasından sonra Bizans İmparatorluğu'na bağlı kaldı. MS 7. yy'da Arap saldırıları görülmektedir. 1067-1068 yıllarında Büyük Selçuklu Sultanı
Alpaslan'ın ordularının akınlar düzenlediği ve Melikşah döneminde (1072-1092) Büyük Selçukluların etkisinde kalan Rize, 1096-1099 yılları arasında düzenlenen I. Haçlı Seferi sonucu yeniden Bizans'a bağlandı.
İstanbul'un 1204 yılında Latinlerce işgalinden sonra Trabzon'a kaçan Komnenos ailesinin bölgede Komnenos Devletini" kurmasından sonra, bu devletin sınırları içinde kaldı. Bu dönemde Venedik ve Cenevizlilerin önemli bir ticaret merkezi olan Rize, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılarak, Trabzon Eyaleti Batum-Gonya Sancağı'na bağlandı.
19. yy'ın ikinci yarısında ise Trabzon Eyaleti'nin bir Sancak merkezi oldu. 21 Şubat 1916'da Ruslar tarafından işgal edilen Rize, 2 Mart 1918'de Rus işgalinden kurtuldu. Kurtuluş Savaşı sonrası, 20 Nisan 1924'te Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir ili olmuştur.