Tarihçe
Antik çağlarının ünlü coğrafyacısı Amasyalı Strabon, Azak Denizinde doğup Boğaza göçen kefalleri ve palamutları yakalamak için en ideal yerin Sinop olduğunu söylemekte ve yaygın biçimde hayvancılık yapılan bölgenin ceviz ve fındık gibi kuru meyveleri ile ününü anlatmaktadır.
Türkiye'nin en kuzey ucundaki Sinop'ta ilk uygarlıklar MÖ 4500 yıllarında başlamıştır. İlk Tunç Çağı ve Erken Hitit Dönemine ait kalıntılara da rastlanan Sinop yöresine MÖ 756 yılında Miletli koloniciler yerleşmiştir. Lidya, Pers (MÖ 546), Pontos Krallığı (MÖ 183), Roma, Bizans egemenliklerinden sonra Trabzon Komnenos Devleti tarafından yönetilen
Sinop, ilk olarak Selçuklu hükümdarı I. İzzettin Keykavus zamanında alınmış, ancak daha sonra tekrar Komnenoslara geçmiştir.1261 yılında Vezir Süleyman Pervane tarafından alınarak Anadolu Selçuklu Devletine bağlanmış ve Selçuklu Devleti Moğolların hakimiyetine girdikten sonra Süleyman Pervane'nin oğlu Mehmet tarafından kurulan Pervaneoğulları Beyliğinde kalmıştır.
1326 yılında Candaroğlu Süleyman Paşa'nın aldığı Sinop, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılarak, Kastamonu Sancağına bağlanmıştır.
1853'de Rus Donanmasının baskınına uğrayan şehir, ateşe verildi ve Türk gemileri batırıldı.1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir ili olan Sinop'a Atatürk 15 Eylül 1928'de gelmiş ve ziyareti sırasında ilk alfabe dersini Sarayburnu'nda halka, daha sonra yatılı okulu bahçesinde Arabacı Bekir Ağaya vermiştir.