|
BurakCan 20 Nisan 2008 Pazar Leyla'ya Mektuplar..2 |
|
Seher yeli nazlı yare; bildir beni, bildir beni.. Düşmüşüm elden ayaktan kaldır beni, kaldır beni.. Koca güneş yeter gayrı deyip dağların ardına kaçıyor sevgili, sanki bir kovalamaca oynuyoruz. O gidiyor, ben gidiyorum; o kaçıyor ben kovalıyorum. Önümde uzanmış düz kilim gibi çöl, git git bitmez..sensiz geçen günlerin hesabı verilse bi ömür yetmez. Belki bir umut diyerek sonunu bilemediğim bir yola düştüm. İşte bu seyirlerle nerelere geldim ben..gördüğüm bildiğim yerlerde değilim, gözlerim bakıyor ama nereye baksa seni görüyor. Taş olmuş, toprak olmuş, çicek olmuş, su olmuş, arı olmuş hepsinde senden bir parça var. Şimdi bu bilmediğim, bilipte gelmediğim mekanda gördüklerimi anlatsam, dışarıdan dinleyene buralar değil, seni tasvir eden cümleler gelir söylediklerim. Gün yerini kızıllığa bırakıyor ufukta yavaş yavaş.. Bende bir kuytu bulup dinlenmeyi istiyorum. Ey sevgili... Senin yolunda yürüyenin dinlenmeye cesareti olur mu hiç? Geceyi gündüze katan hedefine ulaşır lakin bu aciz beden bugün dinlenmeyi seçti, yarına bir iki adım daha fazla yürüyebilmek, batan güneşi yarın yeniden kovalayabilmek için dinlenmem gerek..yüreğim sızlıyor durdum diye ama yerini bile bilemediğim ağrılarım artıyor yürüdükçe de. Kararım durmaktan yana.. Bakıyorum şu aciz bedene de, gördüm ki; ayaklarım yarılmış yürümekten, sıcak çöl kumunda tanınmayacak bir hal almış, ve yer yer derinin altına girmiş dikenler artık sızısını hissetmediğim inceden ağrılara gebe. Dudaklarım susuzluktan çatlamış ama inan sevgili seni zikretmekten bir an bile geri durmadı şu çatlamış dudaklar. Midem isyan etmekten yorulmuş açlığıyla baş edemez halde. Saçlarım tozlu topraklı halde kum fırtınalarında kumdan kaleye dönmüş. Gözlerimde ince kum tanelerinde nasibini almış nar gibi kızarmış kan çukuru olmuş.. Ey sevgili... Bu zahmeti çekmeden o rahmet deryası güzelliğini nasıl göreceğim, ve sen benim bu halimi görünce beni nasıl geri çevireceksin kapından.. Bu dünyada hiçbir şeyim yok, olsa da bu uzun yolda, onları nereye kadar yanımda taşıyabilirim ancak beni yavaşlatır ve seni görmemi engelleyecek sebep olurlar günden güne..bi üstümdeki urbalarım var bir de şu ayağıma batan dikenleri çıkartmak için yanımda taşıdığım iğnem vardı onuda sen aldın.. Kalbim, kalbimse sana olan aşkıyla en kıymetdar hazineleri paçavraya dönüştürecek kıymette. Bu taşıdığım canda, senin yoluna ölebilecek binlerce yiğidin canı kadar değersiz bilirsin lakin ah o iğne, ey leyla! Hatırlıyor musun? Neyim var neyim yok benden istemiştin, bende hemen istediğinde verebileceğim bir canım ve birde şu yürürken ayağıma, düştüğümde dizlerime batan dikenleri temizlemek için yanımda taşıdığım iğnem var demiştim.. "Benim aşkımda gerçeksen bu iğne sana yakışıyor mu" demiştin..ne diyeceğimi bilemeden, kelimeleri boğazıma dizip "ayağından çıkardığın dikenlerle bana vefa mı gösteriyorsun" dedin hemen.. Hala utanıyorum, tek mal varlığım o iğne olsada o an... Sözlerin hala aklımda, senin yolunda çektiği sıkıntılarla mertebe kaydeden diğer yiğitlerden farkım ne olaki bana bunları söyledin bilemem, lakin o iğnem seni çok kızdırdı ve beni bu aşk masalında yalancı yaptı onu bilirim ah o sözlerin, hepsi kızgın şiş gibi ciğerime saplanan sözlerin.. "Bir diken ki bu kadar olgunluğa sahip, daima vuslat yolunda çavuşluk yapmakta. Onu iğneyle çıkarmak yazıktır; sana gönül kanını içmekten başka birşey doğru olamaz. Ayağına bizim yolumuzda diken batarsa sen onu elbisene takılmış bir gül bilmelisin. Gül fidanından da aşağı mısın? Gül fidanı, gül elde etmek için bir yıl dikene sabreder."** Bıraksaydım da ayağım yaralı kalsaydı, lakin şimdi yüreğim yaralı. Ne kadar mahcubum bilemezsin ey sevgili..o iğneyi sana vermiş olmakla büyük bir yük kalktı omuzumdan ve büyük bir engeli kaldırmış oldum senin yardımınla bu sevda yolundan.. Ayağına bizim yolumuzda diken batarsa sen onu elbisene takılmış bir gül bilmelisin... Gün kendini iyiden iyiye bıraktı..toprak beni uyutmaya hazır şefkatli bir ana, ve rüzgar esintileriyle masallar anlatıyor ben uyurken, gözlerim gökyüzüne bakarken yıldızlardan sana çicekler yapıp sunmakta..bugun de yürüdüm, epey bi yürüdüm.. Selametle.. *Kul Ahmet - Seher yeli.. **Feriduddin. Attar - Aşkname.. |
|
| Bu yazi toplam 689 defa okunmustur. | |
Yazarın diğer yazıları Leyla'ya Mektuplar..(1) Takvimlerden haberin yok mu? Bekleyen ve Beklenen Ben Bir Kere Sevdim... |
|
Yazıcı Dostu |
Arkadaşına Gönder |
Yukarı |

Leyla'ya Mektuplar..(1)
Yazıcı Dostu
Arkadaşına Gönder
Yukarı