|
Muhammet ASLAN 14 Şubat 2008 Perşembe Birliğe yürümek!.. |
|
Üstat Bediüzzaman Hazretleri, "Bizim düşmanımız cehalet, zaruret
(fakirlik) ve ihtilaf (ayrılık)tır. Bu üç düşmana karşı sanat, marifet
(bilgi, ilimce üstünlük) ve ittifak (birlik, kardeşlik) silahıyla cihat
edeceğiz. Ve bizi bir cihette (yönde) teyakkuza (uyanık olmaya) ve terakkiye
(ilerlemeye) sevk eden hakikî kardeşlerimizle ve komşularımızla dost olup el
ele vereceğiz. Zira husumette (düşmanlıkta) fenalık var, husumete vaktimiz
yoktur" der.
Üstat bu sözü, daha Cumhuriyet kurulmadan evvel, Meşrutiyet yıllarında, İstanbul'da söylemiştir... Bunlar, hiç değişmiş midir? Yıllardır düşman cephesi, aynı değil midir?.. Aslında bunlar, koskoca İslâm âleminin derdidir, meselesidir!..
Koca Sultan II. Abdülhamit Han Hazretleri, 1908 yılında, tahttan indirilmeden evvel, biz, Yemen'i, Ürdün'ü, Irak'ı, Suriye'yi, Mısır'ı, Libya'yı, Kafkasya'yı, Balkanlar'ı ve daha bir çok yeri, valilerle yönetiyor, buralara memurlar atıyorduk!..
Ne olduysa, o yıldan sonra olmuş!.. Ne olduysa, Abdülhamit tahttan indirildikten sonra olmuş!.. Çok daha önceleri sinsi planlarını hazırlayan batılılar, bizi parça parça etmişler; Osmanlının bir kasabası olan Ürdün'ü, valiyle yönetilen Suriye ile Irak'ı ve daha bir çok yeri devlet yapmışlar; "Böl, parçala, yönet!.." mantığı ile idare etmenin kolay olacağını düşünmüşler; birini diğerinin aleyhine kışkırtarak aralarında savaşlar çıkarmışlar, yıllarca kardeş kanı döktürmüşlerdir. Müslümanlar, ayrılığın pençesinde, paramparça halde birbirleriyle boğuşurken, fakr u zaruret içersinde de âleme dilenci yapılmıştır!.. Devlet-i Âlî, bir taraftan, iç ve dış düşmanlarının baskı ve darbeleriyle parçalanmış; diğer yandan da borç yükü altında ezilmiştir...
İşin içinden çıkamayan Osmanlı, bazı yerleri harp tazminatı olarak vermiştir. Edirne de bu şekilde feda edilen yerlerdendir. Düşman eline geçince, Osmanlı eseri üç yüz camiden yirmisi ayakta kalabilmiştir. II. Murat'ın yaptırdığı, Fatih'in eğitim gördüğü, bir zamanlar fakülte vazifesi görmüş medrese de yıkılmıştır.
İşte bütün bunlar; cahilliğimizin, fakirliğimizin ve paramparça oluşumuzun acı sonuçlarıydı... Bu gün de zaaflarımız aynı... Bu gün de cehalet baş belamız... Yine devletimiz borç yükü altında... Yine başkasına muhtaç olmamız sebebiyle, uluslararası alanda sesimiz gür çıkmıyor!..
Güney Doğu'da yaşanan terör olayları da bu üç hastalığımızdan sebep... Bu milletin Allah'ı, Peygamber'i, dini, ezanı, istiklâli, vatanı, kültürü, tarihi, bayrağı, kaderi, ideali bir... Hatta dinimize, imanımıza, vatanımıza, namusumuza ve istiklâlimize göz diken düşmanlarımız dahi bir... evet binlerce bir bir... "Bir" etrafında bütünleşelim ve birleşelim... Birliğe yürüyelim!.. Mehmet Akif'in diliyle:
"Değil mi cephemizin sinesinde iman bir Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir Değil mi sinede birdir vuran yürek... Yılmaz! Cihan yıkılsa, emin ol bu cephe sarsılmaz!..."
Evet, her şeyi bir olan Anadolu insanının arasına ayrılık tohumları yayma çabaları var... Yine kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışıyorlar... Tabii bunu yaparken de bizim üç temel hastalığımızdan yararlanıyorlar...
Hedefler yine aynı... Okullar yıkılıyor, halk cahilleşsin; ekonomik yatırımlar baltalanıyor, bölge fakirleşsin; kardeşi kardeşe vurduruyor, ayrılık tohumları yeşersin... Demek ki düşman aynı düşman!.. Kılık değiştirmiş, isim değiştirmiş... Eskiden adı Haçlı idi, sonra Asala oldu, şimdi de PKK!.. Yöre halkımızın asla bunlarla ilgisi yoktur... İlgisi olanlar da yukarda zikredilen üç hastalığın tutsağı olanlardır ve sayıları parmakla sayılacak kadar azdır... Bir vatandaşımız da bu hastalıklara yakalanmışsa, suçlusu, bu toprakları paylaşan bütün insanlardır... İlgilenemedik, bizimle Çanakkale'de omuz omuza şehit olan kardeşlerimizle... Onları yalnız bıraktık kaderleriyle... Sahip çıkamadık... Sahip çıkmada geç kaldık... Biz sahip çıkmayınca, ark niyetliler sahiplendi insanlarımızı... Kimse Yok mu Derneği arcılığı ile kurban bayramını doğuda geçiren işadamlarının çalışmaları, bu konuda gerçekten takdire değer!..
Gün yeniden diriliş günüdür!.. Cehalete, fakirliğe ve ayrılığa savaş açma günüdür... Sanata, birliğe, bilime ve ilime sarılma günüdür!.. Çünkü ilimsiz, dünyanın bize verebileceği hiçbir şeyi yoktur... Hepimiz Anadolu sevdalısı olmalı, Anadolu'nun birliği için çalışmalıyız!.. Yazımıza Faruk Nafiz Çamlıbel'in konuyu özetleyen bir dörtlüğü ile son verelim:
"Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken; Yazılmış bir destan gibi Anadolu'muz. Arkadaş, biz bu yolda türküler tutturturken; Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz!"
Muhammet ASLAN 14 Ocak 2008 |
|
| Bu yazi toplam 1503 defa okunmustur. | |
Yazarın diğer yazıları Sonsuzluğu İstemek |
|
Yazıcı Dostu |
Arkadaşına Gönder |
Yukarı |
Yorum Yaz
Yorumlar(2)
Muharrem Çırak 
21:34 14-03-2008
Arkadaslar burda BırLık ve beraberlıgı one almalıyız dunya sorunlarını almalıyız...
Mesaj No:2
sevim çakır 
18:25 08-03-2008
DESTAN
DURUN KALABALIKLAR BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK
HAYKIRSAM KOLLARIMI MAKAS GİBİ AÇARAK...
bu şiirle ilgili bi yazınızı bekleyeceğim..
Sonsuzluğu İstemek
Yazıcı Dostu
Arkadaşına Gönder
Yukarı