Karadeniz'in Tarihi Geçmişi
Çok eskilerde Milattan önce 7. yy sonlarında Miletoslular adındaki topluluk Karadeniz'e açılıp özellikle Sinop, Giresun Samsun Trabzon gibi ticaret ve balıkçılık merkezlerini ele geçirdi. Tüm Karadeniz ve çevresinde yaklaşık 90 koloni kurarak buralara yerleşti. Daha sonra Persler sahneye çıkarak Anadoludaki tüm Yunan kentlerini bu kolonilerle birlikte topraklarına kattı. Ancak persler de hükümdar olamadılar Karadenize. Pers imparatorluğunun büyük İskender tarafından yıkılmasından sonra Kral Mithridates Güneydoğu Karadeniz kıyılarında Pontos Krallığını ilan etti.
Bu zamanda Karadeniz en şaşaalı dönemlerinden birini yaşadı. Zengin bir ülke, mutlu bir halk ve göz alabildiğine yeşil ormanlar, dingin vadiler, çağıldayan ırmaklar... Ancak Rüyalar çabuk biter ya. Bu kez Romalılar girdi işin içine. Karadeniz, Bithynia-Pontos eyaleti olarak Roma imparatorluğuna bağlandı. Trakya ve Kuzey kıyılara kadar yayılan Romalılar uzun bir süre bu bölgeye hakim oldular.
Ta ki Hunlar orta Asya bozkırlarını bırakıp buraya gelene kadar. Bu kez Hunlar'ın macerası başlayacaktı. Önce kuzey Karadeniz kıyıları daha sonra da Karadeniz.. Ama karadenize hakim olmak kolay değildi. Savaşlar, yıkımlar, akan kanlar, yiten canlar, zaferler sonunda erişiliyordu Karadeniz'e.. Bu dönemde kanlı mücadeleler bu sahillere adını yazdırdı. Yazdırmaya da devam etti.
Karadeniz Nasıl Türk Gölü Oldu?
Ve gün geldi Söğüt'ün bağrından çıkan çınar büyüdü yeşerdi dal budak saldı. Önünde bir çok fırsat vardı. hepsini iyi değerlendirmesini bildi Osmanlı. İstanbul'un fethinden sonra bir Ceneviz limanı olan Amasra alındı. Sinop da, Trabzon da alınmıştı. Ama Karadeniz'de hala Osmanlının olmayan yerler vardı. Ta ki 2.Beyazıt'ın 1484'teki seferine kadar.
Kili ve Akkerman da alınınca işte o zaman bütün Karadeniz Osmanlınındı. Bu dönemde Karadeniz güzel günler yaşadı. Bir Türk gölü halinde geldi. Ancak yüksek dağların başından duman eksik olmaz derler ya, öyle bir gün geldi ki, kara bulutlar sardı ufkunu Osmanlın. Koca çınar hastalandı. Artık vadesini dolduruyordu.
Karadeniz'de Rus İşkali
Yüzyıllarca Karadenizde hakimiyet kurmuş, deniz ticaretini canlandırmıştı ama, sıcak denizlere inmek için entrikalar düzenleyen Ruslara karşı savaşlar sürüyordu. Hem de uzun savaşlar. Bu savaşlar sonunda kan kaybediyordu Osmanlı. Azak Rusların eline geçti. Küçük kaynarca anlaşmasıyla Karadeniz, Rus ticaret gemilerine açıldı. Kırım Rus topraklarına katıldı.
Kırım hüzne boğuluyordu. Rusların fermanı kırım sokaklarında yankılanıyordu. Ya Rusya'ya sadakat yahut Türkiyeye göç veya ölüm. 1.5 milyonluk Türk nüfusu Rus esaretindeydi. Yüz binlerce Türk yollarda. Bir kısmı da açlık susuzluk, sefaletten can veriyordu. Kimisi de Ruslar tarafından öldürülüyordu. Hayatta kalabilenler, Osmanlı topraklarına, balkanlara, Anadolu'ya ulaşmak için yollara düşmüştü. Bir Türk yurdu olan Kırım, Katerina'nın haince oyununun kurbanı olmuştu. Ve Rusyanındı artık. Ardından Gürcistan..
Edirne anlaşmasıyla Kafkasya'yı da ele geçiren Rusya Karadenizin Kuzey kıyılarına tamamen hakim oldu. 1856 yılındaki Paris Anlaşmasıyla Karadeniz, tüm Avrupa devletlerinin ticaretine açıldı. Bu gün ise Karadenizin kuzeydoğu kıyıları Ukrayna, doğu kıyıları Gürcistan, batı kıyıları Romanya ve Bulgaristan, Tüm güney kıyıları da Türkiye topraklarıyla çevrili.
Karadeniz Dostluk Gölü Oluyor
Bir dostluk gölü haline gelmekte olan Karadeniz, Çevresinde bulunan Türkiye, Ukrayna, Romanya, Rusya Federasyonu ve Gürcistan gibi ülkeleri yeni oluşum ve stratejilerle mutlu bir geleceğe taşıma yolunda. Özellikle son yıllarda Türkiye ile Karadenize komşu ülkeler arasındaki dostluk bağlarının güçlenmesi, eğitim ve kültür ilişkilerinin gelişmesi, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin hız kazanması bölgenin geleceği için umut vaad ediyor. Bu alanda en büyük gayreti Karadeniz sivil toplum örgütleri gösteriyor. Karadeniz kıyısında yer alan 21 şehrin sivil toplum örgütleri bir araya gelerek bilgi ve deneyimlerini paylaşıyor, bölgede ortak projeleri yürütüyor.
Hedef, bölge ülkelerinin insanlarını bizim insanımızla tanıştırmak ve aralarındaki sosyal bağların kuvvetlenmesine katkıda bulunmak, Karadenize komşu ülkelerin sivil toplum örgütleriyle işbirliğine girmek Ülkemizin kültür hazinelerini, ticaret ve turizm potansiyelini bu ülkelerin insanlarına tanıtmak. Evet Karadeniz kısaca böyle. Bir de Karadeniz'i gözümüzle görelim. Denizini şehirlerini sıcak sevecen insanlarını, kültürünü, izleyelim ne demişler çok okuyan değil çok gezen bilir. Biz de gezerek öğrenmeye keşfetmeye çalışalım Karadenizi.