Artvin'in Karagölleri
Artvin'in Karagölleri, Karadeniz'in yemyeşil yaylaları ve ormanlarının, her daim karlı yüksek dağlarının nazar boncukları... Hayatın kaynağıdır su. Aynı zamanda huzurun öteki adıdır. Özellikle bir su birikintisi görünümündeki küçük göller sakinlik, rahatlık ve tarifsiz bir heyecan kaynağıdır bizler için. Bazen orman içerisinde, bazen dağların koynunda ansızın karşımıza çıkıp bizi farklı diyarlara götürürler. Anadolu'nun gizli saklı köşelerinde pek çok göl var, bir çoğunun adı da Karagöl. Aynı ismi taşıyan bu doğal güzelliklerin üçü Artvin sınırları içerisinde yer alıyor.
Artvin'de Boğa Güreşi
Artvin, nefes kesen görüntülerin sergilendiği, Dünyada bir eşinin bulunmadığı Kafkasör boğa güreşleri; diğer festival ve şenlikleri ile mutlaka görülmesi gereken bir ildir. Her yılın Haziran ayının üçüncü haftası boyunca gelenek olarak düzenlenen festivalin ilginç yanı boğa güreşleridir. İlin her yanından getirilen boğalar boyun kalınlığına ve kilolarına göre sınıflandırılıp güreştirilir. Bu güreşler yapıldığı tarihten itibaren, boğaların zarar görmemesi ve herhangi bir şekilde eziyete uğramamaları için dikkat edilmekte, belirli kurallar uygulanmaktadır. Güreş sırasında güçsüz görülen boğanın çekilmesi halinde yenik kabul edilir ve güreş meydanında ayrılan bölümden ilgililerce boğa alandan uzaklaştırılırlar. İlgililer ellerindeki uzun sopalarla gerektiğinde güç kullanmaktadırlar. Böylece Kafkasör boğa güreşleri, kendi kuralları içinde güç gösterisi olarak bir spor ve şenlik ortamına dönüşür.
Atatürk Köşkü
Köşk, 19. yüzyıl başlarında Trabzon'a hakim Soğuksu Sırtlarında Konstantin Kabayanidis tarafından yazlık olarak yaptırılmıştır. Avrupa ve Batı Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan binada büyük ve gösterişli Avrupa simgeleri kullanılmıştır. Bununla birlikte Köşkün dış cephesinde taş işçiliği kullanılmış olup, bahçesi çam ağaçlarıyla çevrilidir. İç cephede tuğla kullanılmış merdivenler ahşap ve korkulukludur. Katlarda karo kullanılmış ve tavanlar ampir tarzda alçı süslemelidir. Su ve ısı tesisatı ise zamanın ileri teknolojisiyle döşenmiştir. Atatürk Köşkü, bodrum katıyla birlikte 4 katlı tesçilli bir yapıdır. Giriş katında oturma odası, dinlenme odası, yemek odası ve misafir odası bulunmaktadır.
Aya Sofya Müzesi (Hagia Sophia)
İstanbul'un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon'da 1204 yılında yeni bir devlet kuran Kommenos ailesinden Kral I.Manuel (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı "Kutsal Bilgelik" anlamına gelir.
Bölgenin 1461 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmesine kadar geçen dönemde önemli bir kilise olan Ayasofya, bu tarihten sonra da önemini koruyarak faaliyetlerine devam etmiştir. Ancak 1670 yılında görülen ihtiyaç üzerine camiye çevrilmiş ve 1864 yılında da restore edilmiştir.
I. Dünya Savaşı yıllarında Ruslar tarafından işgal edilen Ayasofya, askeri karargah, hastane, depo ve savaştan sonra yine cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği ile restore edilerek, 1964 yılında müzeye çevrilmiştir.
Ayder Yaylasi
Ayder'in en bilinen ve en meşhur görüntüsü yamaçtaki çimenlikler arasında yer alan ahşap ve eski evler. Ayder'de bulunmak bile insanın kendisi iyi hissetmesini sağlar.. İlk yaptığınız iş çeşmeden akan buz gibi sudan içmek olur.. Yaylanın her tarafından mutlaka bir pınar yada çeşmeye rastlamak mümkün. Galiba Türkiye'ye su zengini diyenler Ayder Yaylasını ziyaret etmişler. Doğayla bütünleşmiş yayla evlerine, oteller ve pansiyonlar eşlik ediyor. Bir de kamp yapmak için burada olanların çadırları ve karavanları. Ayder'de beton bina yapmak yasak, yapılacak binalar mutlaka ahşap olmalı. Yayla bölgenin diğer kesimlerine göre kalabalık. Ağırlıklı olarak turistler var, dünyanın her yerinden insana rastlayabiliyorsunuz. Tabii, en başta da, ellerinde fotoğraf makineleriyle Japonlara.
Ayder'i şifa yaylası olarak tanımlanmasını sağlayan özellikleri;
Havası ve suyu
Kaplıcası
Balı'dır.
Ayder Yaylası'nın havasının astım hastalığına iyi geldiği söyleniyor.
Kaçkar Dağları Milli Parkı
Kaçkar Dağları Milli Parkı 51.550 Hektar Alanı kapsamaktadır. Milli Parkın Büyük bir bölümü Rize İli Çamlıhemşin İlçesi ve bir kısmı da Artvin İli Yusufeli İlçesi sınırları dahilinde kalmaktadır.
Kaçkar Dağlarında oldukça fazla (100 adet) buzul gölleri bulunmaktadır. Ayrıca bitki ve yaban hayvan türlerinden oldukça zengin bir yapıya sahiptir.Uzun Devreli Gelişme Planı (UDGP) henüz tamamlanmadığından rekreasyon (gezinti) dışındaki faaliyetlere izin verilmemektedir.
Karaca Mağarası
Karaca Mağarası Gümüşhane'nin 17 km. kuzeybatısında, Torul ilçesine bağlı Cebeli Köyünün Karaca mahallesi yakınlarındaki Kırantaş mevkiinde, denizden 1550 m. yükseklikte yer almaktadır. Mağaraya, Gümüşhane-Trabzon karayolunun 12. kilometresinden kuzeye, Korum Deresi Vadisine ayrılan yol ile gidilir. Bu yoldan 4 km. ilerledikten sonra Karaca Mahallesine varılır, buradan da 750 m. batıya yürünerek mağaraya ulaşılır.
Boztepe
Ordu şehri'nin yamaçlarına serildiği Boztepe, denizden 450 metre yüksekliktedir. Ordu'nun tüm güzelliklerini, ancak buradan görme olanağı vardır. Boztepe'den bakıldığı zaman göklerle kucaklaştığı sanılan ve mavi bir atlas gibi serilen enginler derinleştikçe daha sakin ve hareketsiz görülür. Yöresine hakim olan Boztepe, durgun denizin bitim noktasından başlıyarak büyük vadilerle ayrılan haşin görünüşlü tepeleri engelsiz olarak görüş ufkuna açar. Dikilen çam ağaçları büyümeğe başlamış ve Boztepe'yi sevilen bir mesire yeri haline getirmeğe başlamıştır.
Sümela Manastırı
Başlangıç kilisesinin MS 375-395 tarihleri arasında Anadolu da sıkça rastlanılan hatta Trabzon'da Meşatlık mevkiinde benzer örnekleri bulunan bir mağara kilisesi olduğu sanılmaktadır.
İlk kilisenin kuruluşu ile manastır formuna dönüşümünü içeren bin yıllık ara dönem henüz aydınlanamamış olup yerel efsanelerin konusudur. Yavuz Sultan Selim'in (1512-1520) Trabzon'da ki şehzadeliği sırasında iki büyük şamdan buraya hediye ettiği, [[Fatih Sultan Mehmed], 2. Beyazıd, 1. Selim, 2. Selim, 3. Murad, İbrahim, 4. Mehmed, 2. Süleyman ve 3. Ahmed'in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhanebölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve Kuzey Gümüşhane'de Hristiyan ve Gizli Hristiyan köyleri ile çevrili bir alan yaratmıştır.
Uzungöl
Trabzon'a 99 km ve Çaykara ilçesine 19 km uzaklıkta, deniz seviyesinden 1090 m yükseklikte bulunan Uzungöl, dik yamaçları ve muhteşem orman örtüsü ile Alplerin güzelliğini geride bırakmaktadır.
Vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş göl, "Uzungöl" olarak bilinir ve çevreye aynı ad verilmiştir. Özellikle yakınındaki "Şerah" köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış eski ahşap evler, doğanın güzelliğini tamamlar özelliktedir.